Ercan Akbay -3

 -Sanatla ilgilenmeyi bırakmadınız ama… Resme tekrar nasıl döndünüz?
-Yıllar sonra, 2006’da, bir yayınevi için kitap kapağı tasarlarken resme yeniden başladım. Zaten kendi şirketlerimin kapak, afiş, reklam, logo ve kitapçık tasarımlarını çoğu zaman kendim yapardım. Kitap kapaklarında fotoğraf değil, çizim kullanmayı seven bir tasarımcı olarak yeniden resim yapmaya giriştim. İlk kitap kapağı çalışmam burada; size göstereyim:


en büyük günah / the first deadly sin - 100X50cm
duralit üzerine yağlıboya / oil on hardboard

-2007’deki Tüyap Sanat Fuarı’nda da karşılaşmıştık sizinle... Yayınevinizin standında, yeni çıkan romanınızı imzalıyordunuz. Orada resimleriniz de sergilenmiş miydi?
-Evet, aynı yılın Ekim’inde ‘Tüyap Sanat Fuarı’nda Yurt ve Dünya Sanat Galerisi’nin alanında ek işlerimi sergileme fırsatı buldum. Fuarda biraz daha büyük boyutta işler astım, yine şiirler üzerine; Galli büyük şair Dylan Thomas’a atfen...


ve artık hükmü kalmayacak ölümün / and death shall have no dominion - 160X100cm - tuval üzerine yağlıboya / oil on canvas

-Sanat fuarından bir sonraki yıl Beyoğlu’nda bir galerideydiniz galiba. Beşinci kişisel serginiz miydi?
-Evet, Nisan 2008’de Denizatı Sanat Galerisi’nde ‘Aşk dediğin lâftır’ ile yola devam ettim. Bu kez şarkılar, şiirler, öyküler anlatmaktan daha farklı bir şeyler denedim. Sergiye gelen konuklar, yine kalplerine hitap ettiğimi ve duygu yüklü resimlerin ardındaki gizli manayı bulmaya çalıştıklarını söylediler.

-Zor şartlara rağmen, yıllar boyunca resim yapmayı ve yazmayı sürdüren birisi olarak, zor hayat koşullarının yaratıcılığı öldürdüğünü söyleyebilir misiniz?
-Hiçbir olumsuzluğun yaratıcılığı kolayca öldürebileceğini düşünmüyorum. Olumsuzluklar ve zor durumlar, yaratıcı bir kişi için ‘fırsat’ anlamına gelir. Maddi ve manevi kötü şartların beni sıkıştırdığı ve üzerimde çeşitli baskılar oluşturduğu pek çok dönemden geçtim, ama bunların hepsi kitaplarıma ve resimlerime malzeme olup beni daha çok üretmeye teşvik ettiler diyebilirim.
Yine de, sanatçıların yoksulluklarını ve güçlüklerini göz ardı ediyor değilim; sanat bir gönül işidir, ancak sanatçıyı aç bırakmak olsa olsa kalpsizlik olur.


yaz gecesi - 100X50 cm - duralit üzerine yağlıboya

 


dükkân - 70X50 cm - tuval üzerine yağlıboya

Kapak tasarımlarımın beğeni bulmasından bir süre sonra, Beyoğlu’nda bir resim atölyesi kurdum ve bundan böyle, ne şartlarda olursa olsun, resim yapmayı hayatım boyunca sürdüreceğime kendime söz verdim. Resim, benim çok sevdiğim bir uğraş... Resim yapmanın insanın kafasını rahatlattığı gibi, aynı zamanda ifade edebilmenin en etkin yöntemlerinden biri olduğunu hissediyorum. Daha önce söylediğim gibi, ilgilendiğim bütün sanat dallarında beni heyecanlandıran en önemli motif budur; fikirlerimi, öykülerimi, renklerimi ve duygularımı, kendi bildiğim yolda ve mümkün olan en iyi şekilde anlatmanın peşindeyim.
Bu arayışımı da yaşadığım sürece sürdürmeye kararlıyım.

 -Resim yapmadığınız dönemde nelerle meşgul oldunuz?
-Bu dönemde başka alanlardaki sanatsal işlerime ara vermedim. Burada anlatması uzun sürer; ancak edebiyat ve müziğin yanı sıra, bale ve konser yapımlarından, ‘sıradışı bar performansı’ olarak adlandırdığım gösteri faaliyetlerine varıncaya kadar epeyce değişik alanlarda uğraştım. Bunların bir bölümü para kazanmak için yapılmış işlerdi; evliydim, karım, kızım ve pek çok sorumluluğum vardı. Yine de hemen hepsi ilgilendiğim sanat alanlarıyla bir şekilde ilgiliydi ve de herkesin dudak büküp, iş olarak kabul etmediği iş konularından para kazanıp hayatımı sürdürebildim. Yalnızca iyi vakit geçirmek için yaptığım işlerin birçoğu kuraldışı birer serüvendir; bilen bilir. Caz kulübü işletmeciliğinden borsa simsarlığına, bir gıda markası icadından hazır-gıda lokanta zincirine, bilgisayar hastaneciliğinden eski bina restorasyonuna, taş plak-temizleme işinden belgesel çekimlerine varıncaya kadar, şu anda aklıma gelen ve gelmeyen bir sürü iş yaptım; kazandım, kaybettim, ağladım, güldüm ve eğlendim…
Şimdi ise ölümsüzlüğün peşinde olduğumdan, kalıcı eserler vermek istiyorum.

-Yeni dönem çalışmalarınızı ilk olarak nerede sergilediniz?
-Bilim Sanat Galerisi - Nevzat Metin’in gayretleriyle, dördüncü kişisel sergimi Moda Deniz Kulübü Sanat Galerisinde, 2007 yılında ancak açabildim. ‘Seni sevmekle çok meşguldüm’ şiirlerin ve öykülerin üzerine kurulmuş ve daha çok duralit üzerine yağlıboya çalışmalar içeren hoş ve yumuşak bir geri-dönüş oldu. Bana göre, kaldığım yerden daha ileri bir bilgi seviyesinde ve daha gelişkin estetik olgunlukta başlamıştım. Ancak eski dönemimi tekrarlamamı isteyen arkadaşlarım da geldiler ve “Hani şöyle bir şeyler yapardım da çok güzel olurdu,” gibilerden mırıldandılar.
“Eski camlar bardak oldu,” dedim onlara...
O dönemde, adı az sayıda insan tarafından duyulmuş olduğu halde, bana göre çok değerli bir şair olan Celal E Erciyes’in şiirleri üzerinde çalıştım.

 
seni sevmekle çok meşguldüm
100X50 cm - duralit üzerine yağlıboya

 

 

 

 


  sayfa2